TTNET Reklamında Subliminal Mesaj

Merhabalar,

Uzun süredir yeni yazı yazamıyorum. Okuldu şuydu buydu kafam baya meşgul. Bu yazı da çok kapsamlı bir yazı olmayacak maalesef. Şu televizyonda dönen Ttnet’in ‘Mümkünlü’ temalı saçma reklamlarında bir ayrıntı gözüme ilişti. Onu sizinle paylaşmak istiyorum.

Öncelikle reklam videosunu bir izleyelim.

 

Burada Şener Şen’in başındaki şapkadaki desene bir göz atalım.

Gökçe ve İlluminati

Merhaba arkadaşlar. Öncelikle baştan söyliyeyim bu tespiti ben yapmadım. Deniz Parlak bana mesaj attı bu meseleyle ilgili. Daha sonra araştırmayı genişletip çeşitli bilgilere ulaştım

Başlayalım.

Geçen seneden beri onlarca klip inceledim, yüzlerce şarkı sözü inceledim, illuminatik şarkıcıların hayatlarını takip ettim. Yani artık diyebilirimki nerede bir illuminatik şarkıcı görsem klibinin ilk saniyesinde tanırım. İşte şarkıcı Gökçe’nin “Tuttu Fırlattı” klibinde de bunu gözlemledim. Zaten bir şarkı bir anda patlayıp her dakika televizyonlarda, radyolarda çalıyor, sürekli gözümüze sokuluyorsa altından mutlaka bir şeyler çıkıyor.

Ancak burada suçlu kişi sanatçının kendisi değil. Mesela Gökçe’nin bu durumdan haberi bile olmayabilir. Sanatçı yapım şirketinin politikalarına uymak zorundadır. Başındaki adamlar sanatçıyı istedikleri amaca alet edebilir. Bu yazıda amacım kimseye hakaret ya da iftira etmek değil, sadece klipteki birkaç öğenin altını çizip farkındalık yaratmak.

Not: Eğer hala okumamışsanız Illuminati ve Müzik Endüstrisi isimli yazımı okumanızı öneririm. Bu sistemin nasıl döndüğünü anlarsanız, Gökçe olayını daha iyi kavrarsınız.

Klibi her zaman yaptığımız gibi üç bölümde inceleyeceğiz. Birincisi şarkı sözleri, ikincisi şarkının tersten çalınışı, üçüncüsü klip içindeki subliminal öğeler ve genel tema.

Şarkı sözleriyle başlayalım.

Masonlar Artık Aramızda

Merhabalar. Bir süredir derslerimin sıkışıklığından dolayı yazı yazamıyordum. Bu yazı, diğer yazılarıma göre daha kısa olacak. Çünkü bu yazımda bilgi bombardımanı yapmaktan çok, bir meseleye karşı farkındalık yaratmak istiyorum. O mesele de; normalleştirilen masonluk ve masonların halka karışması.

Masonluğun ne olduğunu ve masonların kim olduklarını Deccal, Illuminati ve Yeni Dünya Düzeni isimli yazıda açıklamıştım. Ancak yinede bir özet geçmek gerekirse:

*Illuminati, bütün dünyada hakimiyet kurmak ve her milletten yandaş toplamak için mason teşkilatını kurmuştur. Bugün dünyanın hemen hemen her ülkesinde mason locaları faaliyet göstermektedir.

*Mason locaları 18. yüzyılda kurulmuştur. O günden beri aynı simgeleri, ritüelleri, kabalistik ve satanist ayinleri kullanmaktadırlar.

*Masonların dereceleri vardır. Örneğin alt derecelerdeki tıfıl masonlar neye hizmet ettiklerini bilmezken, sadece en üst dereceliler deccale hizmet ettiklerinin farkındadır.

Dabbet-ül Arz ve İnternet

Merhabalar. Gelen e-mail’leri ve yorumları okuduğumda insanların “Dabbet-ül Arz” meselesini çok merak ettiklerini gördüm. Bu konu açıkçası benim de çok kafamı kurcalamaktaydı, fakat çok detaylı bilgiye sahip değildim. Yaklaşık bir haftadır bu konuyu araştırıp, üzerinde düşünüyordum. Bu yazıda, çıkarımlarımı sizinle paylaşacağım.

Öncelikle internetin nasıl bir şey olduğunu daha iyi anlayalım:

İnternet 1960′lı yıllarda Amerikan hükümeti tarafından, bilgisayarlar arasında veri transferi için oluşturulmuş bir protokoldür. Daha sonra Amerikan savunma bakanlığı ve Amerikan üniversiteleri kullanmaya başlamıştır.

Tabi bu işin masal kısmı. Televizyon, sinema gibi geniş kitlelere hitap eden araçların, geniş kitledeki insanları kontrol etmek amacıyla, Rockefeller ve Rothschild gibi ailelerin desteğiyle icat edildiğini düşününce (önceki yazıları okuyan bilir), internet teknolojisinin onlardan habersiz icat edilmiş olması imkansızdır. Bu luciferian aileler televizyon ve sinema gibi araçlarla geniş kitleleri aldatabiliyorlardı. Fakat daha geniş ve güçlü bir silaha ihtiyaçları vardı. Bu yüzden internet üzerinde çalışmalara başladılar.

Yıllar içinde internet çok gelişti. Bununla hem yeni bir ekonomi kolu açtılar, hem de insanlara istedikleri fikirleri empoze etmeye; porno ve müzik klipleriyle, ahlaki çöküntüye yol açmaya başladılar. Ancak işler, luciferianlar için planlandığı gibi gitmedi. Çünkü internet o kadar büyüdü ki, artık hükmedilemez bir organizmaya dönüştü.

Blog Ödülleri’ne Adayım

Merhabalar,

Eski okurlarım bilir, yaklaşık 2007 senesinden beri blog yazıyorum. Bu süre zarfı içinde çok yazı yazdım, çok okurlar kazandım. Ancak hiçbir zaman blogödüllerine katılmaya cesaret edememiştim.

Fakat bu sene okur kitlemin artmasıyla ve hergün bu yarışmaya katılmam gerektiğiyle ilgili destekleyici mesajlar alınca Blogödülleri 2011′e katılmaya karar verdim. Hedefim ilk üçe girmek tabiki. Ancak giremezsem de üzülmem sizin yorumlarınız beni sevindirmeye yetiyor.

Oy vermek için yapmanız gereken;

https://www.blogodulleri.com/Ara/645?err=1

bu adrese tıklayarak “Oy Ver” butonuna basmak. Ancak oy vermek için siteye üye olmanız gerekmekte.

Şimdiden bütün okurlarıma teşekkür ediyorum.

Lost Dizisi ve Cessase Hadisi

Önceki yazımda, Star Wars serisindeki alt metinleri incelemiştik. Bu yazımda da tarihin en iyi dizilerinden kabul edilen “Lost” un alt metinlerine değineceğiz. Amacım Star Wars’da olduğu gibi Lost dizisinin de temelinin dini hikayelere dayandığını göstermek.

Öncelikle izlemeyenler için Lost’un konusuna kısaca değinelim. Lost, aynı adada yaşayan, iyiliğin ve kötülüğün mücadelesini konu almıştır. Kötülüğü temsil eden Black Smoke, adadan ayrılıp dünyaya yayılmak ister. İyiliği temsil eden Jacop ise Black Smoke’u adada tutmakla yükümlüdür. Bu iyilik ve kötülük kavramları din temellidir. Lost ilk sezonlar dinle ilgisiz olsa da, son sezon konuyu dine yönlendirmiştir.

Lost’un konusunu aşağı yukarı anlattıktan sonra gelelim benim iddiama: Yaptığım araştırmalar sonucu J.J Abrams’ın Lost’un seneryosunu yazarken bir hadisten esinlendiği sonucuna vardım. Hikayeyi Peygamber Efendimizin hadisine göre temellendirip, araya süslemeler koymuştur.

Şimdi gelelim bu hadise. İslami literatürde “Cessase” hadisi olarak geçmektedir. Bu hadisi bloga yorum yazan birinden tesadüfen öğrendim. Okur okumaz aklımda ampül yandı.

Hadisin sahihliği hakkında pek bir bilgi yok. Yani doğru da olabilir yanlış da olabilir. Ancak bu yinede Lost senaristi Abrams’ın çaldığı gerçeğini değiştirmez. Şimdi hadise bir bakalım:

Star Wars ve Illuminati Analizi

Yeni bir yazıyla tekrar karşınızdayım, konu tahmin edebileceğiniz gibi yine illuminati. Bu yazımda “Star Wars” filminin analizini yapacağım. Önce bazı şeyleri aramızda konuşalım da sonra sıkıntı olmasın.

Bir filmi barındırdığı anlam bakımından üçe ayırabiliriz.

1)En sığ anlam: IQ seviyesi 20-25 civarında olan insanların bir filmden anlayabildiği kısım. “Olm bu filmde paso seks sahnesi varmış ehehe” şeklinde

2)Entelce anlam:Onların kim olduğunu biliyorsunuz, aşağılamıyorum, ama bana göre değil. “Üstat bu filmde savaş üzerinden insanın yalnızlığını anlatmıştır”

3)En alt anlam: Illuminati, deccal, din konularında bilgilenmiş; gözü açılmış insanların yakalayabildiği kısım.

Ben de Star Wars filmini 3. anlam kategorisine göre inceleyeceğim. Michaelsikkofield blogunda Stenley Kubrick’in “Eyes Wide Shut” filmiyle ilgili yaptığı inceleme bana esin kaynağı oldu.

Eğer 6 filmlik Star Wars serisini izlediyseniz bu yazı, filmdeki alt metinleri çözmenize yardımcı olacaktır. Eğer henüz izlemediyseniz, bu yazıdan sonra filmi daha iyi bir bilinçle izlersiniz. Yazıda spoilerlar olacak tabi ama çok da etkilemez sizi. Ancak yinede çok detaya girmeyeceğim, sadece alt metinleri göstermeye çalışacağım. Filmi izleyin mutlaka (yazının sonunda torrent linki vereceğim)

Modern Putlar ve Yozlaşan Din

Yeni yazılarıma sürekli “önceki yazımda şunları demiştim” şeklinde başlamaktan sıkıldım, ancak yine öyle başlamak zorundayım. Yeni Dünya Düzeni başlıklı yazımda illuminati’nin müzik ve sinema endüstrisini kullanarak insanları nasıl yozlaştırdığından bahsetmiştim. Bu yazıda, illuminati’nin kişisel gelişim kitapları ve çeşitli hurafelerle “din” kavramını nasıl yozlaştırdığını ele alacağım.

Yazı din temelli olacağı için yine bir okur elemesi yapmak istiyorum. Eğer üç semavi dinden birine inanıyorsan, bu yazı seni ilgilendiriyor, geç . Eğer ateistsen, zaten bu kişisel gelişim kitaplarında bahsedilen enerji, ruh ve bilimum mistik şeylere inanmıyosundur. O yüzden seninle ilgili şimdilik bir sorun yok (he tabi Allah’a inanmayıp da the secret’a inanan biri varsa onu zimbabveli hekimlere emanet ediyorum)

Başlıyoruz

İblis’in amacını yazılarımı okuyan herkes biliyor artık. İlk etapta insanları uyuşturmak, metalara bağımlı kılıp maneviyatı bıraktırmak. Sonraki etapta kendine itaat ettirmek. İnsanları tek tek yoldan çıkarma işini pekala yapabiliyor. Ancak onun istediği kitlesel bir sapkınlık. Bugün bu işi hollywood, televizyon ve müzik endüstrisiyle gerçekleştiriyor. Ancak bugün ve tarih boyunca önünde büyük bir engel vardı. O da din.

İblis, din kavramının içini boşaltmak için tarih boyunca bir yol haritası izlemiştir. Eski çağlardan beri her din için farklı yöntemler kullansa da, globalleşen günümüz dünyasında ortak yöntemler izlemeye başladı.

Blackmail Yöntemiyle Hacking

Uzun bir aradan sonra güvenlikle ilgili bir yazı yazayım dedim. Yazıya geçmeden önce başlığı biraz açıklamak istiyorum. Blackmail (fake mail); sahte bir kişiden yollanmış e-mail’i tanımlamak için kullanılan bir hack terimidir. Bazı Türkçe kaynaklarda karamail olarak da geçiyor, ama ben bu tip kalıplaşmış terimlerin Türkçeleştirilmesine karşı olduğum için kullanmadım.

Bu blackmail tanımını bir görselle netleştirmeye çalışayım.

Yardımcı programlar ya da sistemler kullanılarak paypal kullanıcısına @paypal.com uzantılı bir adresten e-mail yollanıyor. Kullanıcı da bu e-mail’i güvenli gördüğü için eklenti içeriğini indirerek kendini kuyuya atıyor.

Illuminati ve Müzik Endüstrisi

Amy Winehouse’un ölümü üzerine insanların kafasında Amerikan müzik endüstrisiyle ilgili bir çok soru işareti oluştu. Niye bu sanatçılar 27 yaşında ölüyor, acaba illuminati mi öldürüyor vs. Deccal, Illuminati ve Yeni Dünya Düzeni adlı yazımda bu konuya biraz değinmiştim ama geniş bir yazı yazmak elzem oldu.

Yazıya başlamadan önce biraz okur elemesi yapmak istiyorum. Google Analystics’den takip ediyorum. Illuminatiyle ilgili yazılarım günde yaklaşık 400 kere ziyaret ediliyor. Geri dönüşlerin %90′ı da olumlu olmakta. Şu %10′u biraz irdelemek istiyorum. İçlerinde haklı olup da beğenmeyenler de var ama genelde embesilliklerinden beğenmiyorlar.

Mesela, bir adam okuyor yazıyı. Sonra kendi hayatına dönüp bakıyor. Parası var, sevgilisi var, herşey güzel… Niye kurulu düzenini böyle can sıkıcı işlerle bozsun ki. Ama direk boşverirse de vicdanen rahat etmez. O yüzden bu adamın bilinçaltı şöyle düşünüyor “direk boşverirsem vicdan rahatsız olur, o yüzden ben bir bahane bulup adamı bu yazının saçma olduğuna ikna ediyim o da işine baksın”

İkinci kesim egosunu yerlere göklere sığdıramayan ateistler. İnternette ya da çevrenizde mutlaka böyle tipler görmüşsünüzdür. İçinde din geçen bir şeyi direk “yeaa bırak, yobaz, mollamısın” kestirip atarlar. Bir de “yeaa bırakın olm bunları zeitgeist izleyin adam anlatıyo dinler yalanmış” diyenler var. Ulan embesil, o zeitgeist kimler tarafından finanse ediliyor haberin var mı? Adam bir çok doğru tespit yapıyor belgeselde, sende diyorsun “hee bak bu adam güvenilir” sonra sana empoze etmek istedikleri mesajları da bu güven vasıtasıyla aklına sokuyorlar. Belgesel bitince “aa hakkaten dinler uydurmaymış ya” diyorsun.