Merhabalar. Gelen e-mail’leri ve yorumları okuduğumda insanların “Dabbet-ül Arz” meselesini çok merak ettiklerini gördüm. Bu konu açıkçası benim de çok kafamı kurcalamaktaydı, fakat çok detaylı bilgiye sahip değildim. Yaklaşık bir haftadır bu konuyu araştırıp, üzerinde düşünüyordum. Bu yazıda, çıkarımlarımı sizinle paylaşacağım.
Öncelikle internetin nasıl bir şey olduğunu daha iyi anlayalım:
İnternet 1960′lı yıllarda Amerikan hükümeti tarafından, bilgisayarlar arasında veri transferi için oluşturulmuş bir protokoldür. Daha sonra Amerikan savunma bakanlığı ve Amerikan üniversiteleri kullanmaya başlamıştır.
Tabi bu işin masal kısmı. Televizyon, sinema gibi geniş kitlelere hitap eden araçların, geniş kitledeki insanları kontrol etmek amacıyla, Rockefeller ve Rothschild gibi ailelerin desteğiyle icat edildiğini düşününce (önceki yazıları okuyan bilir), internet teknolojisinin onlardan habersiz icat edilmiş olması imkansızdır. Bu luciferian aileler televizyon ve sinema gibi araçlarla geniş kitleleri aldatabiliyorlardı. Fakat daha geniş ve güçlü bir silaha ihtiyaçları vardı. Bu yüzden internet üzerinde çalışmalara başladılar.
Yıllar içinde internet çok gelişti. Bununla hem yeni bir ekonomi kolu açtılar, hem de insanlara istedikleri fikirleri empoze etmeye; porno ve müzik klipleriyle, ahlaki çöküntüye yol açmaya başladılar. Ancak işler, luciferianlar için planlandığı gibi gitmedi. Çünkü internet o kadar büyüdü ki, artık hükmedilemez bir organizmaya dönüştü.