Monthly Archives: Eylül 2008

Sordum Sarı Çiçeğe – Symphony Orchestra

Ramazanın birinci haftası şerefine şöyle güzel bir video vereyim. Sordum Sarı Çiçeğe ilahisini yabancı bir senfoni orkestrası yorumluyor. Çok hoş olmuş mutlaka izleyin derim

Düzeltme:Bu senfoniyi yabancılar yapmıyormuş. Çukurova Devlet Senfoni Orkestrası’nın eseriymiş. Ayrıca tenorunun ismi Fahri Önoğlu’ymuş.Yabancı yazdığım için özür dilerim

Atatürk’ün Özel Yaşamı (Uydurmalar&Saldırılar / Yanıtlar)

Bu yazı Başkent Üniversitesi Öğretim Üyesi İsmet Görgülü tarafından yazılmıştır..

Yapılan Saldırıların Nedeni

* Atatürk milliyetçiliğine dayalı, laik, demokratik, sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’ni yıkmak veya bölmek isteyenlerin önündeki en büyük engel Atatürk’tür.
* Öncelikle Atatürk’ün kendisidir.
* O’nun Türk ulusunun gönlünde yaşamasıdır,
O’na bağlılığıdır.

* Atatürk faktörü varoldukça hiçbir güç Türkiye’yi bölemeyecek veya bir İslam devleti kuramayacaktır.
* Bu sebeple, amaçları ülkenin batması olan hainler ve onlara göz yumanlar öncelikli hedeflerini Atatürk faktörünü yıkmak olarak görürler.
* İzledikleri metodoloji ise; öncelikle İslamiyet’i saptırarak demokrasi ve laikliğin Allah’a karşı gelmek olduğunu göstermek,
* Müteakiben demokrasi ve laikliği Atatürk’ün getirdiğini vurgulamak,
* Ayrıca O’nun hain, namussuz ve İslamiyet düşmanı olduğunu söyleyerek mümkün olduğunca çok kişiyi kandırmaktır.

İftiraların Kaynağı
* Yapılan saldırıların en önemli kaynaklarından biri Rıza Nur’dur.
* Rıza Nur tıp doktorudur. Birinci ve İkinci Meclis’lerde iki dönem milletvekilliği yapmıştır.
* Lozan Konferansı’na İsmet İnönü mahiyetinde katılmıştır.
* Kurtuluş Savaşı’ndan sonra 14 ciltlik “Türk Tarihi” isimli bir eser yazmıştır.
* Eylül 1926’da hastalığı münasebetiyle Fransa’ya yerleşir ve kendisine milletvekili maaşı ödenmeye devam edilir.
* Atatürk 1927 yılında Nutuk’u okur ve yayımlar.

Asrın İcadını Yaptım! Dalgamatik

Başlık çok iddialı olmuş olabilir biliyorum ama yinede baya süper birşey. Hikayesini baştan anlatıyım. Okulda proje hazırlama diye bir ders var. Hocamız bir hafta içinde herkesin proje hazırlamasını söyledi. Belli sallamalık derslerden biri işte. Bul püften bir proje al notu geç gitsin. Benim de niyetim son ana kadar öyleydi ama sonra dedim ya madem sadece bu sene oluyo bu adam gibi birşey yapayım hem ülkeye faydam olur hem derslerden yırtarım hem sözlü notu gelir. İşe koyuldum. Bir kaç saat boş kağıda baktıktan sonra baktım bu böyle olmuyor kendi haline bıraktım. Şimdi hikaye gibi gelicek ama hakkaten öyle. Evden okula geliyordum bir gün. Yağmur yağıyordu su birikintileri oluşmuştu. Bir pet şişe suyun üstünde yüzüyordu. Biraz izledikten sonra ilham dank diye geldi. Hemen eve gidip aklıma gelen ilk çizimleri planları yaptım. O an aldığım notlardan, hesaplamalardan bir görüntü vereyim. Projenin en basit hali. (resmin büyük halini görmek için üzerine tıklayınız)

İşte böyle birşeydi. Sonra okula gidince bizim proje takımında olan Ekmel ve Emrehana anlattım durumu. Beğendiler. Sonra saçma sapan bir çizimini (şimdi bakınca ilk hali saçma geliyor) hoca yapamazsınız falan filan dedi. Ama dedi olursa güzel proje şeyedin falan dedi. Sallamadı yani pek. Neyse efendim sıkıcı derslerde biz bunu baya ilerlettik. Sonra “Milli Eğitim Vakfı”nın yapmış olduğu proje yarışmasına katıldık. Çok heyacanlıydık valla. Yarışmadaki masamızdan bir kaç görüntü vereyim