Monthly Archives: Kasım 2008

Gezegenin Selameti İçin Yapabileceğiniz Şeyler

global warming küresel ısınma

Kürel ısınma göremediğimiz ama yeryüzünü kaplayacak büyük bir felakettir.Dünya’yı yaşanacak bir yer yapmak bizim elimizde.Ayrıca bu kriz zamanında nasıl tasarruf ederim, nasıl geçinirim sorularına da bu yazı çare olacak.İsraf ettiğimiz gereksiz kaynakları kurtarabiliriz.Zira dinimiz bile israfı bize yasaklamıştır.Aşağıdaki yönergeleri izleyerek hem tasarruf edip ülke ekonomisine hem de gezegenimize yardımcı olabilirsiniz.Bir kişiden ne olacak demeyin…

1)Lambanızı Değiştirin:Tasarruflu florasan ampuller diğer diğer ampullere göre hem çok daha az elektirik harcar hem de daha çok ışık verir.Eğer florasanın beyaz renginden hoşlanmıyorsanız gün ışığı rengindeki tipleri de vardır.Bunlara alternatif olarak led lambalar da kullanabilirsiniz

2)Bilgisayarlarınızı Beklemeye Alın:Bilgisayarınızı kullanmadığınız zaman bekleme moduna alınız.Bekleme konumundaki bilgisayar normal çalışma zamanına göre çok daha az enerji harcar

3)Bulaşıklara Ön Yıkama Yapmayın:Bulaşıklarınızı bulaşık makinasına koymadan önce suyla ön yıkama yapmayın.Bu gereksiz su ve enerji kaybına yol açar.Ayrıca bulaşıklarınızı elde yıkamayın.Bulaşık makinası kullanın.

4)Fırınlarınıza Ön Isıtma Yapmayın:Fırınınızda bir şey pişireceğiniz zaman fırını önceden ısıtmayın.Bu gereksiz enerji ve zaman kaybıdır.Pişireceğiniz şeyi koyduğunuz zaman fırını çalıştırın.Yemeğin pişip pişmediğini kapağı ara ara açıp bakarak anlayabilirsiniz

Sonunda Tübitak'a Gidiyorum

tübitak

Şurada daha önce anlattığım Dalgamatik isimli bir projem vardı. 3. falan olmuştuk ayrıntılara oradan bakabilirsiniz (hoş resimler silindi) seneye Tübitağa katılacağız demiştim fakat sonradan üstünü çizmiştim. Çünkü Tübitak’a katılmak bizi aşıyor gibiydi.Zor yani. O proje konusunu komple kapatmıştık

Olayı anlatmaya günün başından itibaren başlayayım. Eğer uzunca olan günümün o  kısmını okumak istemiyorsanız aşağıdaki paragrafı es geçiniz. Ama geçmeseniz daha iyi.

Sabah telefonumun alarmına gözümü açtım. Hava kapalıydı ve yağmurluydu. Alarmı 10 dakika ileriye kurup tekrar yattım. Uyandığımda 45 dakika geçmişti. Fazla telaş yapmadan yataktan kalktım. Evin içinde biraz dolaştım ilk dersi her türlü kaçırdığıma karar verdim. Acele etmedim. Kahve falan içtim. Sonra evden çıktım okula doğru yola koyuldum. Yolda Sözcü Gazetesi aldım. Onu okuya okuya gittim. Okula geldiğimde dersin ilk 20 dakikası gitmişti. Ders biyolojiydi sınıfta değil aşağıda laboratuvarda yapılıyordu. Arkadaşıma mesaj çektim yok yazıldım mı diye. Evet dedi. Ben de boş olan sınıfa çıktım. Öğretmen masasına oturdum. Sınıfın dizüstü bilgisayarını açtım. Ders bitene kadar oyun oynamaya karar verdim. Usb belleğimi bilgisayara taktım. Worms World Party’i açtım. Onu oynamaya başladım. Sonra içeriye fizik hocası girdi. Heh Utku gel dedi

Gittim. Müdürün odasına girdik. Aslında bir an tırsmadım değil yani. Sonra orada elime bir form verdi Tübitak yazıyordu. Hoca müdüre dedi yollayacağımız öğrenciler bunlar (diğerleri dersteydi). Konuştuk falan. Ödenek ayıracaklarmış bize. Hoca dedi git formu doldur çizim falan yap birşeyler yapın diye. Sınıfa çıktım. Ödeneği nerde yesek diye düşündüm. Formun üstüne zagor resimleri çizdim falan. Sonra grubun diğer iki üyesi geldi. Durumu anlattım. Pek sevindiler. Aslında ilk üçe girsek Öss’de falan ekstra puan alıyoruz ve para ödülü var ama imkansız gibi bir şey. Çünkü o projeleri üniversite profesörleri yapıyor özel okullara satıyorlar. Herneyse sonra beraberce parayı nasıl yesek diye düşündük. Para da azımsanacak bir miktar değildi hemde. Rahat 3 gece alem yapardık (: . Formu doldurup teslim ettik.

Bundan sonra bayağı çalışmam lazım. Derslerden kaçma bahanesi oldu en azından. Neyse görüşürüz okur.

Bu arada daha dün bloga yazmaya ara veriyorum demiştim. Ne dengesizim değil mi?

Nazar Boncuğu Yanılgısı

Bu yazımda kötü gözleri, nazarı savdığı sanılan nazar boncuğunun zararını anlatmaya çalışacağım. Öncelikle nazar boncuğunun kökenini araştırmak gerekir sanırım. Nazar boncuğu İslamiyet öncesi Türk geleneğidir. İnsanı kötü gözlerden koruduğuna inanılır. Orta asya Türk’lerinin göktanrı inancı dolayısıyla mavi renktedir.

Nazar boncuğu kültürümüze malesef bir virüs gibi yerleşmiştir.Neden virüs diye soruyorsanız şöyle anlatayım. İnsanlar küçük bir cam boncuğun onları kötü gözlerden,nazardan koruyacağına inanıyorlar. Derseniz ki hayır efendim kimsenin öyle inandığı falan yok süs olsun diye takıyorlar, ben de size derim ki annenize, babaannenize ya da sokaktan geçen birine sorun bakalım ne diyecek. Sokağa gerek yok aslında ev ahalisinden birine sormanız yeterli. Nedense bütün kadınlarımız bir bilimsel gerçekmiş gibi nazar boncuğunun kendilerini koruyacaklarına inanırlar. Bu toplumu felakete sürükleyecek bir sürecin başlangıcıdır .Çünkü boncuktan medet ummak putperestliğin değişik bir türüdür. Açıkça Allah’a şirk koşmaktır. Şirk koşmak ne demek diye soracak olursanız şöyle söyleyeyim. Sadece Allah’ın yapabileceği şeyleri başka bir şeyden isteme,bekleme, medet ummaktır. Allah da Kur’an’da açık ifadelerle şirk koşanları affetmeyeceğini belirtmiştir. Durumun ciddiyeti ortada

Bu durum nasıl düzelir derseniz gelin görünki elim kolum bağlı.Daha annemi,anneannemi bile bu duruma inandırabilmiş değilken bütün Türk insanlarını özellikle kadınları bu eski adetten, yeni illetten nasıl kurtarabiliriz?

Zemana Beta Tester'ı Oldum

zemana

Türk güvenlik sektörünün tartışmasız en büyük firması Zemana‘yı uzun süredir destekliyordum. Zemana Antilogger ürünü diğer yazılımların sağlayamadığı biçimde sezgisel güvenlik sağlıyor. Bir Türk firmasının böyle gelişmesini elbette isteyeceğiz ve destekleyeceğiz. Zemana Antilogger için beta testerları aradıklarını duydum. Referanslarımı içeren bir başvuru formu yolladım. Kabul edildim. Benim gibi güvenlik sektörüne katkı sağlayan insanların desteklerini önemsiyorlarmış. Ben de programı detaylı inceleyip eksikliklerini bildireceğim.

Eğer sizde beta tester olmak istiyorsanız buradan başvurabilirsiniz

Zemana Antilogger ürününü bilgisayarınıza indirmek istiyorsanız buraya tıklayınız

Aypodumdan Nağmeler #1

Bundan böyle çeşitli aralıklarla “Aypodumdan Nağmeler” başlığında o aralar hangi şarkıları dinlediğime dair listeler vereceğim. Haftada bir yapmayı planlıyorum. Bugün ilkini yaptığım için çok heyecanlıyım. Huzurlarınızda açıklıyorum. Şarkıları dinlemek isterseniz üzerlerine tıklayın. Youtube’a atıcak siz

Metallica – Cyanide

Metallica’nın son albümü Death Magnetic’i zaten çok beğendim. Bir kaç şarkısının dışında dehşet albüm olmuş.

Metallica – The Unforgiven III

Diğer unforgiven kalıplarının dışına çıkılmış. İlkinden güzel olmasa da yine çok güzel bir yorum olmuş

The Cranberries – I Can’t Be With You

Cranberries grubunu zaten çok severim. Şarkı eski olsa da yıllardır dinlediğim şarkılardan

Green Day – Holiday

Green Day en sevdiğim müzik grubudur. Efsane albümleri American Idiot’un en güzel şarkılarından

Red Hot Chili Peppers – Otherside

Yine eski bir grup eski bir şarkı. Ama olsun çok severim bu şarkılarını da. Hüzünlü bir tınısı var

Bebek Sevmek Ne Zor İşmiş

Yıllar yılı bitmedi şu çilem.Eğer öyle taklit, şirinlik yapma yeteneğiniz yoksa sizin için o saniyeler yıllar gibi kabir azabı gibi geçecektir. Bebek ya da küçük çocuk sevmekten bahsediyorum.

Eve girdim. Komşunun 2-3 yaşındaki kızı annemler türlü türlü şirinlikler yapıp güldürmeye çalışıyor. Aa bak abi geldi hadi merhaba de abiye abisi bak ayşe tarzında nidalarla karşılandım. Tebessüm ettim. İçeri doğru yönelirken.Hadi abisi ayşeyi sev bakalım kucağına al tarzı bir emr-i vaki geldi. Ya bebek ya da 2 yaşındaki çocuk nasıl sevilirki.

Normal çocuk olsa dersin hangi sınıfa gidiyorsun. 3-c diye cevap verir. Derslerin nasıl diye sorarsın. İyi der. Sende aman çalış çalış dersin. Şimdi bu bebeğe napılırki Allahaşkına biri öğretsin bana. Ce-ee diye bir hareket falan var mesela. Bebeğin karşısına geçip tebessüm ediyorum. En fazla maşallah çok büyümüş diyorum.

Nasıl sevileceğini öğrenmek ister deli gönül. Mümkünse “abi” kisvesi altında insanlara zorla bebek sevdirilmesin ister deli gönül. Deli gönül işte istiyor bunları

Nedir Bu Okul Kantinlerinden Çektiğimiz

Eğitim sisteminin ikinci kanayan yarası olan(birincisi tuvaletler) okul kantinlerinden bahsetmek istiyorum.Neresinden eleştirmeye başlasam ki?Çocukların günlük besin değerlerini alması için açılmış olan kantinler şu an vahşi kapitalizme hizmet ediyor.Amaç çocuklar değil sıcak para olmuş durumda.Okul kantinlerinin böyle bir sorun olacağını Karl Marks bile tahmin edemezdi (:

Neyse başlayalım.Esasen bu kantin sistemi kökten yanlış.Büyüme çağındaki çocukları ilkokul 1′den üniversiteye kadar tost,hamburger,kola gibi fast food besinlerle besliyorsunuz sonra bunların gelişmesini okullarında başarılı olmalarını bekliyorsunuz.Bu nasıl bir çelişki?! Yemekhanesi olan okulları tenzih ediyorum ama çoğu okulda bu yok.

Şimdi darılmaca gücenmece olmasın devlet okulunun kantincileri çoğunlukla eğitimsiz,hijyenden anlamayan,çocukların sağlığı yerine parasını düşünen tipler.Zaten hijyen diye bir şey yok.Para tuttukları elleriyle yemek yapmalar.Tuvalet alışkanlıkları zaten muamma.Kısacası öğrencilere zaten sağlıksız gıdalar sattıkları gibi bir de onları mikrop yuvasına çeviriyorlar.Fiyatları da kafalarına göre artırıyorlar.Öğrencilerin başka çaresi olmadığı için yine oradan alışveriş yapmaları gerekiyor.Bu vampir kantinci tipini boşuna Das Kapital’de aramayın bulamazsınız.Burada suç kantincinin değil onu denetlemeyen devletin.Hoş devlet denetlemeye adam yollasa bile kısa sürede kantinciyle arkadaş olup denetlemek yerine muhabbete gelir.Ya da daha kötüsünü biliyorsunuz…

10 Kasımlarda Ağlamayı Bırakın Artık

Bu konu gerçekten canımı sıkan bir konuydu.Atatürk’ü putlaştıran ve fikirlerini anlamak yerine bir ilah gibi tapan kesimi eleştiren bir yazı yazmak istiyordum.Akşam eve geldim.Biraz sitelerde dolaşırken Barış Ünver’in bu konu hakkında çok güzel bir yazı yazmış olduğunu gördüm ve onu yayınlıyorum.Aynen benim görüşlerimi de yansıtıyor iyi okumalar.Yazının orijinali şurada

Öyle bir duruma geldik ki, Atatürk konusunda ciddi ciddi paranoyak olduk. Bu yüzden bu yazıyı yorumlayanlar arasında “Bu adam Atatürk’ü anmamızı istemiyor!” diyenler de çıkabilir. (Çıkabilirdi, ben bir önceki cümleyi yazmış olmasaydım.) Şimdiden yazıyı özetleyeyim: Atatürk’ü anmaya değil, Atatürk’ün putlaştırılmasına karşıyım.

Bu ülkede hoşuma gitmeyen iki çeşit gruplaşma var:

  1. İktidara (şu anda AKP) ölümüne biat felsefesini benimsemiş ve o ne yaparsa yapsın eleştirmekten bile kaçınan, yaşadığı Arap geleneklerini İslam’ın farzları sanıp Allah’ı ağzına sakız eden, bundan rahatsız olanı dinsiz ilan eden, kendi siyasi görüşlerini doğru bulmayan herkesi CHP’li zanneden, ikinci grubu çoğunlukla iblisin dölü olarak damgalayan insanlar
  2. Dinini biraz olsun yaşamak isteyen herkesi “dinci” diye damgalayan, sol görüşünde hiçbir hata bulmayıp sağ görüşü asla ve asla benimsemeyen, Atatürk’e tapma noktasına gelecek kadar ilahlaştırmış, Atatürk gibi birini bekleyen ama yalnızca bekleyen, Atatürk’ün seviyesine ulaşmak için çabalamayıp mehdi bekler gibi ikinci bir Atatürk bekleyen insanlar

İlk gruba çattığımı görenler ikinci gruba çattığımı göremiyor, ikinci gruba çatınca ise kimse üzerine alınmıyor. İkinci grupta öyle bir elitlik var zaten; ilk grup ikinciden daha zengin olmasına karşın ilk grup kendini fakir ve mazlum, ikinci grup ise kendini zengin ve gururlu görüyor. Mesele Atatürk, tarih de 10 Kasım olduğundan dolayı ikinci grubu eleştireceğim bu sefer.

Yeni Nesil Neden Çok Küçük

Bu gözlem sadece bana ait değil.Etrafımdaki herkes bunu söylüyor.Şu an öğrenim görmüyorsanız bunun farkına varmamış olabilirsiniz ancak şu bir gerçek ki yeni nesil giderek küçülüyor.Küçülüyordan kastım mecaz değil.Çok kısa boylular ve çelimsizler.Bu kanıya 11 senelik bir gözlem sonucunda vardım.Herkesin de ortak görüşüdür bu.Ben ilkokuldayken hatırlıyorum 8. sınıfların çoğu sakallı falan koca adam denilecek gibiydi fiziksel olarak.Sonra biz 8′e geçtiğimizde onlar kadar gelişmiş değildik ama yine de ortaydık.Şu an ise durum çook vahim.Bu sene bizim okula gelen lise 1′ler bu durumun vehametini ortaya koyuyor.Görsen 6. sınıf bile demessin.Üşenmedim bizim burdaki bir ortaokulda ve dershanede bir durum değerlendirmesi yaptım gerçekten çok kötü.Şimdiki ortaokullar bizim ilkokul 3 halimiz gibi.İlkokullar da bacağıma geliyor neredeyse

Peki Bunun Sebepleri Nedir

Bunu sebeplerini değerlendirecek olursak kendime göre şöyle bir liste çıkardım

  • Sağlıksız gıdalar,fast food,hormonlu genetiğiyle oynanmış sebze ve meyveler
  • Çocuklar artık sokakta maç yapmak yerine bilgisayarların başında kıpırdamaz olmuşlar.Bu da gelişimlerinde çok büyük bir engel teşkil ediyor
  • Türkiye’nin ekonomik gidişatına bağlı olarak çocukların yeterli beslenememesi

Bana göre durum böyle.Siz neler düşünüyorsunuz?

Süper Bir Tarayıcı Google Chrome

google chrome

Eskiden sadık bir firefox kullanıcısıydım fakat öyle aşırı ram yemeye başladı ki firefox açıkken başka bir şey yapamaz oldum.Opera da iyi gibi ama ısınamadım bir türlü Opera’ya.İnternet Explorer kullanıyorsanız zaten camdan atlayın.Neyseki Google Chrom’u çıkardı da kurtuldum bu dertten

Peki Neden Chrome İyidir?

*Öncelikle açık kaynak kodludur

*Üreticisi koskoca internet devi Google’dır (:

*Güvenlik konusunda son derece iyi

*Fazla Ram tüketmiyor

*Sayfalar çok hızlı açılıyor ve javascript kodları çok hızlı çalıştırılıyor

*Arayüzü gerçekten çok kullanışlı

*Firefox’taki açık bir sekmeyi sürükle-bırak ile Chrome’da açabiliyoruz.Süper değil mi

Chrome hakkında ayrıntılı bilgiyi aşağıdaki Google tarafından Türkçe olarak hazırlanmış slayt gösterisinden görebilirsiniz.