Monthly Archives: Ağustos 2009

Bu Bir Vatanseverlik Testidir

Gelmiş Geçmiş En Zeki İnsan William J. Sidis

250-300 olarak tahmin  edilen IQ puanıyla gelmiş geçmiş en zeki kişi olarak bilinen William James Sidis, dahi kabul edilen kişilerin yaşamından çok daha farklı bir hayat sürdü. 1 Nisan 1898′da New York’da dünyaya geldi. Ailesi hiç bir fedakarlıktan kaçınmadan, onu çok erken yaşlarda felsefe, edebiyat, matematik ve sanatla tanıştırmışlarlardı. Nitekim William James 18 aylıkken New York Times gazetesini okuyabiliyordu. 4 yaşına bastığında ise tam 4 dil konuşabiliyordu (Latince,Yunanca,Türkçe,Almanca) . 1909′da 11 yaşındayken Harvard’da üstün zekalı çocuk.. Evet test burada sona ermiştir. Sonuçları görmek için diğer paragrafı okuyunuz.

Yukarıdaki paragrafda, parantez içindeki diller içinde Türkçe’yi görünce yüzünüze belirsiz bir gülümseme yayıldıysa, cümleyi baştan tekrar okuduysanız ya da parantez içine tekrar dikkatlice göz gezdirdiyseniz siz samimi bir vatanseversiniz sizden zarar gelmez.

Eğer böyle bir reaksiyon göstermediyseniz bu vatansever olmadığınız anlamına gelmez. Rahat olun. Ama içinizdeki çocuksu vatanseverlik ölmüş demektir.

Yüzyılın Münafıklığı: islami Sosyete

Artık her gün haberlerde görür olduk. İslami sosyete ne yer ne içer, nerelere gider, islami sosyetede hangi marka revaçta vs.. Önce neler yaptıklarına bir değinelim.

Markalara genel bir düşkünlük var. Hem bayanları hem de erkekleri sadece en lüks ve pahalı markalardan giyiniyor. Arabaları en son model. Takıldıkları mekanlar da İstanbul’un en pahalı yerleri. Eğer gazete okuyorsanız “x islami sosyetenin uğrak yeri oldu” şeklindeki haberleri görürsünüz. Tabi ki isteyen parasını istediği gibi harcayabilir, lüks tüketime tabi olabilir. Ancak yanlış olan bunu islam sıfatı altında yapmak.

Bu tür bir lüksü yaşayacak parayı nerden buluyorlar bilemiyorum. Helal para olduğu konusunda da şüphelerim var ama bunu es geçeceğim. Önemli olan İslam’ın lüks hayata nasıl baktığıdır.

İslamda tevazunun, sade yaşamın önemi çok büyüktür. Buna şöyle bir ayet örneği verebiliriz:

” Rahmân’ın kulları, yeryüzünde vakar ve tevazu ile yürüyen kimselerdir. Cahiller onlara laf attıkları zaman, “selâm!” der (geçer)ler.” (Furkan / 63)

Bowling Sistemine Sızarken

Eskiden internetin karanlık yüzü hackingle uğraşırdım. Ancak sonra bunu bırakıp yazılımcılık gibi yasal işlere yöneldim. Tabi arada bir bu eski günleri yad etmek gerekir. Ancak bu sefer eğlenceli ve gerçek hayatla ilgili birşeyler yapmak istedim. Hep masa başı olmuyor.

İstanbul Galleria Bowling’in sistemini hedefledim. Öncelikle laptopumla salonun yakınına gidip wireless ağını gördüm. Bu ağ üzerinden ana bilgisayarın ip numarasını tespit ettim. Bu ip adresine bir port taraması gerçekleştirdim. Sonuçta 139 numaralı Net Bios portunun açık olduğunuzu tespit ettim. Özel bir exploitle kendi yazdığım Trojanizary server’ını sunucuya bulaştırdım.

Gerisi kolay bölüm. Videoda gördüğünüz gibi masa başından Trojanizary Client’imle server’a wi-fi bağlantısı gerçekleştirdim. Klasik trojanlar bağlantıyı direct connect ya da back connect ile sağlarlar. Ancak Trojanizary’de wi-fi üzerinden bağlanma özelliği mevcut. Türkiye’de bir ilk sanırım. Herneyse ondan sonra uzak masaüstü bağlantısı gerçekleştirip videodaki işlemleri yapıyorum.

Roaccutane Tedavim Bitti

roaccutane

Yaklaşık 7 ay önce başladığım roaccutane(roakkutan) tedavim bugün sonunda bitti. Süreci anlatmadan önce direkt söyliyeyim. Evet güzel bir cilde kavuştum diyebilirim. Çok mükemmel olmasa da eskisinden çok daha iyi.

Roaccutane tedavisine başlamak benim için çok zor oldu. İnternette hangi siteye baktıysam roaccutane’la ilgili şehir efsaneleri dolaşıyordu. Bir kısmı gerçek olsa da çoğu gerçek dışı. Özellikle ekşi sözlük’te çok abartılı eleştiriler vardı.

Eğer akne problemleriniz varsa ve kullandığınız kremler işe yaramadıysa artık hiç vakit kaybetmeyin derim. Doktor eşliğinde roaccutane tedavisine başlayın. Belirtilen yan etkiler(bel ağrısı, depresyon hissi, yorgunluk vs.) ilk iki ay kendini gösteriyor doğru. Bu ilk iki ayı atlatırsanız önünüz açık. Geriye sadece dudak ve cilt kuruluğu kalıyor. Onu da nemlendiricilerle hallediyorsunuz zaten.

Şu an cildimde pürüz yok. Sadece biraz leke kaldı o da halledilir. Kendinize bir iyilik yapmak istiyorsanız saçma eleştirileri bir kenara bırakıp alın bu ilacı.

Sbs ve Kapitalizm

740px-Capitalist_flag.svg

Liselere giriş, tek sınavdan üç sınava çıkarılmıştı. Bu haberi duyan eğitimci olsun öğrenci olsun herkes bu işin ne kadar saçma olduğunu anlatıp durdu. Gerçekten bu sistemin elle tutulur hiç bir yanı yok. Bardağın dibine bakınca çıkartabileceğimiz tek olumlu sonuç şu: Çocuklar derslerini daha iyi öğrenecek.

Önce eski sisteme bir göz atalım. Çocuk 12 yaşında ortaokula başlıyor. İlkokuldaki çocukluk döneminden gençlik dönemine geçme yılları. Bu 1-2 sene çocuklar açısından çok zorlu geçer. Öğretmenim yerine hocam demeler, yavaş yavaş karı-kız muhabbetlerinin başlaması vs. Bir insanın eğitim hayatındaki en eğlenceli, en vurdumduymaz yılları büyük ihtimalle ortaokul yıllarıdır. Maç yaparsın, koşarsın, eriğe dalarsın bu yılların tadını çıkartırsın. 8. sınıfta gireceğin sınav da henüz uzaktadır. Son sene bütün ortaokulu sindirip iyi bir liseye girmek mümkündür. Ben öyle yaptım.

Yeni sistemde ise çocuk, çocukluk döneminden gençlik dönemine girerken eski sistemdeki gibi bir rahatlıkla değil; aksine büyük bir sınav stresi ve aile baskısıyla giriyor. Top oynayacağı, eriğe dalacağı günlerinin hepsi boğucu dershanelerde test çözmekle geçiyor. Çocuk; gençlik dönemine sağlıklı giremediği gibi bilinçaltına hayatın tadları, eğlenceleri değil sadece çalışmak işliyor. Bu ot nesilden ileride ülkeye faydalı olacak bireyler beklememeliyiz