Dedem vefat ettiğinde eve mevlit okumak için hocalar gelmişti. Hepsi işinin ehli belliki yanlarında alet çantalarıyla gelmişler. Tesisat kuruldu falan bir hoca eline aldı “Peygamber Efendimiz” diye söze başladı. Ses güzel ve temiz geliyordu. Sonra yanındakine “Böyle olmadı eko ver bakalım” dedi. Sonra “Peygamber Efendimiz..miz..iz..z” diye ekoyla birleşler anlatmaya başladı. Kafa sürekli yukarda tonlamada vurgular bilmemneler.
Bu olayı tabi ki bir tek bu hocada görmedim. Televizyonda ne zaman dinle ilgili bir program açsanız mutlaka şunları görürsünüz: ekolu konuşma, arkada ney sesi, kafa sürekli dalgın yukarıda biyerlere bakıyor, birden gelen korkutucu vurgular vs. İnsan bu konuşmayı havaya giremeyip düz bir şekilde takip edince vicdan azabı çekiyor, sorumluluğunu yerine getirmek için o adam gibi kafasını güzel yapmaya çalışıyor.
Bu olay ilk bakışta zararsız gibi görünebilir. Fakat etkisi o kadar büyük ki; sosyal hayatta dini meselelerin konuşulmasını yok etmeye başladı. Düşünün bir arkadaşınızla ya da arkadaş grubunuzla sohbet ediyorsunuz. Hadi arkadaşlarınız da inançlı kişiler olsun. Gülüyorsunuz eğleniyorsunuz. Sonra birden konu dine geldi. O an inançlı kişiler o kadar gülmenin ardından din hakkında konuşmayı ayıp, günah saydıkları için o konuyu hemen geçiştirirler. Çünkü o izledikleri programlar yüzünden arkada ney sesi olmadan dini şeyler konuşulamayacağını sanarlar. Ney sesi de pek bulunamadığı için dini meseleler konuşulamaz hale geldi. Nasıl ki borsa belirli bir kesimin tekelindeki bir muhabbetse, din de yavaş yavaş öyle olmaya başlıyor. Din muhabbeti, futbol gibi herkese hitap eder olmalı.






