Category Archives: Din-Illuminati

Deccal, Illuminati ve Yeni Dünya Düzeni

Giriş

Son yıllarda popüler kültür bize pek çok  geyik malzemesi verdi. Bunlardan biri de: Illuminati . Melekler ve Şeytanlar filmini izleyen, internette bir kaç yazı okuyan herkes “abi adamlar dünyayı yönetiyo” tarzı muhabbetler yapmakta. Bu muhabbetlere itirazım yok. Aksine, bu yazıdaki amacım bu konuyu detaylıca ele alıp insanlara daha fazla bilgi sunmak, daha fazla düşündürmek.

Başlıktan da anlaşılacağı gibi bu yazı Deccal ve Illuminati bağlantısının oluşturmak istediği Yeni Dünya Düzeni (New World Order) üzerine olacak. Öncelikle şunu size belirtmek istiyorum. Bu yazıyı, yaklaşık 3-4 senelik bir teori filizinin, meyvelerini vermeye başlamasıyla yazmaya karar verdim. Kendi kafamdaki düşünceleri ve yabancı kaynaklarda bu konuyla ilgili olan teorileri harmanlayarak bu yazıyı ortaya çıkardım. Bu yazı 10 dakikada okunup, sindirilecek bir yazı değil. Sizden istediğim şu; yazıya geniş bir vakit ayırın , gerektiği yerlerde durup düşünün. Yazının aralarında size bazı video linkleri vereceğim. Onları da mutlaka izleyin.

Amacım size bu konuda gerekli temel bilgileri vermek ve düşünmenizi sağlamak. O yüzden bazı şeylere çok detaylı yer vermedim. Çünkü insan kendisinin arayıp bulduğu bilgiye daha çok sahip çıkar, daha çok hatırlar.

Yazının içeriği dini olsa da, dinle ilgilenmeyen insanların da okumasını öneririm. Günümüz dünyasıyla alakalı ilginizi çekecek detayların olacağına eminim.

Şimdi biraz yazının planından bahsedeyim. Şuan okuduğunuz bölüm giriş bölümü. Yazı hakkında biraz genel bilgi verdim. Bundan sonraki bölümde konuyla ilgili tanım ve tasvirlere yer vereceğim. Daha sonra deccal’in tarih içindeki rolünü ele alıp çözüm önerileriyle yazıyı bitireceğim. Yazının içindeki resimler küçük haldedir. Üzerlerine tıklayarak büyük hallerini görebilirsiniz. Başlayalım!

Ölüm ve Yaşam Hakkında Soru-Cevap

Blog’a yazı girmediğim zamanlar sürekli inci sözlük’te takılıyordum. Biliyorsunuzdur inci’de ‘beyler selam ben x sorularınızı aliyim’ şeklinde bir kalıp vardır. Bende o hesap, bir başlıkta ölüm, yaşam, tanrı, diğer taraf vs. ile ilgili soruları cevaplamaya çalıştım. Ama bu cevaplamaları hoca, yobaz tarzında değil de felsefi, mantıklı bir şekilde yapmaya çalıştım. Deşifre olmak istemediğimden direkt başlık linkini veremiyorum (gerçi isteyen bulur da neyse). Soruyu soranların sorularını nickiyle beraber yazacağım. Arada mantıklı şeyler yazan başka kişiler de oldu onların yorumları da aşağıda. Yalnız tabi yazım üslubuna imlaya falan çok dikkat etmedim onları göz ardı edin.

Tabi buradaki cevaplar kısa ve yüzeysel oldu. Üzerinde çalıştığım birkaç yazı var şu deccal olayını detaylı olarak ele alacağım.

3)bana kaderi anlatir misin? Bakalim okudugundan neler anlamissin   (alayinizin amina korn)

@3 kader anlaşılması en zor konulardan biri aslında. çoğu kişi ben seçimlerimi kendim yaparım tezine dayanarak kaderi reddeder. aslında haklılar seçimleri kendileri yapıyor fakat bu kader denilen olaya engel değil. kaderi anlamak için önce insan ile tanrı arasındaki farkı anlamamız gerekiyor. tanrı insanı, evreni,sistemleri, fizik kanunlarını yani insanın aklına gelen bütün kavramları yaratan bi güçtür. bunun yanında zamanı da yaratan tanrıdır. yani zaman kavramını tanrı kendi yarattıysa demekki zamandan üstündür ve zamana bağlı olmak zorunda değildir. işte kader olayı burda devreye giriyor. insan yaşadığı olayları, seçimlerini bir zaman çizgisi boyunca yaşıyor fakat tanrı için önce sonra gibi olaylar olmadığı için olanı ve olacak olanı biliyor. kader bu.bir de tabi basit yönü var.iş ararken yolda bir iş adamıyla çarpışmak vs. bunlar da tanrının önceden bizim için planladığı olaylardır.

Kafam Güzel Olmadan Allah Diyemiyorum

Dedem vefat ettiğinde eve mevlit okumak için hocalar gelmişti. Hepsi işinin ehli belliki yanlarında alet çantalarıyla gelmişler. Tesisat kuruldu falan bir hoca eline aldı “Peygamber Efendimiz” diye söze başladı. Ses güzel ve temiz geliyordu. Sonra yanındakine “Böyle olmadı eko ver bakalım” dedi. Sonra “Peygamber Efendimiz..miz..iz..z” diye ekoyla birleşler anlatmaya başladı. Kafa sürekli yukarda tonlamada vurgular bilmemneler.

Bu olayı tabi ki bir tek bu hocada görmedim. Televizyonda ne zaman dinle ilgili bir program açsanız mutlaka şunları görürsünüz: ekolu konuşma, arkada ney sesi, kafa sürekli dalgın yukarıda biyerlere bakıyor, birden gelen korkutucu vurgular vs. İnsan bu konuşmayı havaya giremeyip düz bir şekilde takip edince vicdan azabı çekiyor, sorumluluğunu yerine getirmek için o adam gibi kafasını güzel yapmaya çalışıyor.

Bu olay ilk bakışta zararsız gibi görünebilir. Fakat etkisi o kadar büyük ki; sosyal hayatta dini meselelerin konuşulmasını yok etmeye başladı. Düşünün bir arkadaşınızla ya da arkadaş grubunuzla sohbet ediyorsunuz. Hadi arkadaşlarınız da inançlı kişiler olsun. Gülüyorsunuz eğleniyorsunuz. Sonra birden konu dine geldi. O an inançlı kişiler o kadar gülmenin ardından din hakkında konuşmayı ayıp, günah saydıkları için o konuyu hemen geçiştirirler. Çünkü o izledikleri programlar yüzünden arkada ney sesi olmadan dini şeyler konuşulamayacağını sanarlar. Ney sesi de pek bulunamadığı için dini meseleler konuşulamaz hale geldi. Nasıl ki borsa belirli bir kesimin tekelindeki bir muhabbetse, din de yavaş yavaş öyle olmaya başlıyor. Din muhabbeti, futbol gibi herkese hitap eder olmalı.

Evrim Dinle Örtüşüyor Mu?

Evrim konusu günümüzde bilimle dinin en çok karşı karşıya geldiği konu. Evrim, fanatik ateist kesimin tuttuğu bir fubol takımı gibi olmuş durumda. Bunun yanında evrim hakkında hiçbir fikri olmayıp, evrimden bahseden herkesi dinsizlikle damgalayan insanlar olduğu da bir gerçek.

Bu yazıda evrim teorisini İslam dini açısından incelemeye çalışacağım. Bu yazıda da inceleyeceğim şey canlı türlerinin zamanla evrilip evrilmediği olacak. Çünkü canlıların ortak bir atadan gelmesi fikri islamın reddettiği ve bilimin ispatlamaktan uzak olduğu bir mesele. Ben kendi araştırma ve gözlemlerime göre bu sonucu çıkarttım.( Kendisi araştırmak isteyenler evrimci görüş olarak Richard Dawkins’in , evrim karşıtı görüş olarak Harun Yahya’nın kitaplarını okuyabilir.)

Öncelikle şunu söylemem gerekir. Bilim değişkendir. Bilimin kesin kanun kabul ettiği bir şey ertesi yıl yapılan yeni bir çalışmayla yerle bir olabilir. Bununla beraber din değişken değildir ancak dindar insanların kafaları değişkendir.  Örneğin ortaçağda dünya yuvarlaktır diyen Galileo’yu kafirlikle suçlayıp idam cezasına çarptıran insanlar dini savunuyordu. Bu bağnazlık her dönemde olabiliyor. O yüzden bilim adamlarının kanun dedikleri de, din adamlarının kesin hüküm dedikleri de sorgulanabilir.

Yüzyılın Münafıklığı: islami Sosyete

Artık her gün haberlerde görür olduk. İslami sosyete ne yer ne içer, nerelere gider, islami sosyetede hangi marka revaçta vs.. Önce neler yaptıklarına bir değinelim.

Markalara genel bir düşkünlük var. Hem bayanları hem de erkekleri sadece en lüks ve pahalı markalardan giyiniyor. Arabaları en son model. Takıldıkları mekanlar da İstanbul’un en pahalı yerleri. Eğer gazete okuyorsanız “x islami sosyetenin uğrak yeri oldu” şeklindeki haberleri görürsünüz. Tabi ki isteyen parasını istediği gibi harcayabilir, lüks tüketime tabi olabilir. Ancak yanlış olan bunu islam sıfatı altında yapmak.

Bu tür bir lüksü yaşayacak parayı nerden buluyorlar bilemiyorum. Helal para olduğu konusunda da şüphelerim var ama bunu es geçeceğim. Önemli olan İslam’ın lüks hayata nasıl baktığıdır.

İslamda tevazunun, sade yaşamın önemi çok büyüktür. Buna şöyle bir ayet örneği verebiliriz:

” Rahmân’ın kulları, yeryüzünde vakar ve tevazu ile yürüyen kimselerdir. Cahiller onlara laf attıkları zaman, “selâm!” der (geçer)ler.” (Furkan / 63)

Nazar Boncuğu Yanılgısı

Bu yazımda kötü gözleri, nazarı savdığı sanılan nazar boncuğunun zararını anlatmaya çalışacağım. Öncelikle nazar boncuğunun kökenini araştırmak gerekir sanırım. Nazar boncuğu İslamiyet öncesi Türk geleneğidir. İnsanı kötü gözlerden koruduğuna inanılır. Orta asya Türk’lerinin göktanrı inancı dolayısıyla mavi renktedir.

Nazar boncuğu kültürümüze malesef bir virüs gibi yerleşmiştir.Neden virüs diye soruyorsanız şöyle anlatayım. İnsanlar küçük bir cam boncuğun onları kötü gözlerden,nazardan koruyacağına inanıyorlar. Derseniz ki hayır efendim kimsenin öyle inandığı falan yok süs olsun diye takıyorlar, ben de size derim ki annenize, babaannenize ya da sokaktan geçen birine sorun bakalım ne diyecek. Sokağa gerek yok aslında ev ahalisinden birine sormanız yeterli. Nedense bütün kadınlarımız bir bilimsel gerçekmiş gibi nazar boncuğunun kendilerini koruyacaklarına inanırlar. Bu toplumu felakete sürükleyecek bir sürecin başlangıcıdır .Çünkü boncuktan medet ummak putperestliğin değişik bir türüdür. Açıkça Allah’a şirk koşmaktır. Şirk koşmak ne demek diye soracak olursanız şöyle söyleyeyim. Sadece Allah’ın yapabileceği şeyleri başka bir şeyden isteme,bekleme, medet ummaktır. Allah da Kur’an’da açık ifadelerle şirk koşanları affetmeyeceğini belirtmiştir. Durumun ciddiyeti ortada

Bu durum nasıl düzelir derseniz gelin görünki elim kolum bağlı.Daha annemi,anneannemi bile bu duruma inandırabilmiş değilken bütün Türk insanlarını özellikle kadınları bu eski adetten, yeni illetten nasıl kurtarabiliriz?

Kader Olgusu

Uzun zamandır yazmak istediğim bu yazımda kader olgusundan bahsetmeye çalışacağım.”Kaderimde varmış sınavı kazanamamak” ya da “Tanrı yazmış biz oynuyoruz.Hiçbirşeyden sorumlu tutulamam” gibi sığ düşünceleri yıkmaya çalışacağım.

Öncelikle kader dediğimiz şey nedir?Kader; olmuş,olan ve olacak herşeyin Allah tarafından bilinip yazılmasıdır.Ama sanıldığı gibi bir seneryoyu oynamıyoruz.Kendi irademizle birşeyler yapıyoruz ,bir sonuç alıyoruz.Ama Allah bunun böyle olacağını bildiği için daha önceden yazmış oluyor.Çünkü Allah zaman kavramından bağımsızdır.Bizim için geçmiş,şimdi ve gelecek vardır.Geçmişte ne yaptığımızı biliriz şimdi ne yapıyor olduğumuza karar veririz fakat gelecekte neler olacağını bilemeyiz.Aslında bizim için gelecek yoktur.50 yıl sonra da şimdiki zamanı yaşıyor olacağız.Yani gelecek insanlar için zihinlerindeki bir ütopyadır.Şöyle bir şekille izah etmek gerekirse

Biz kendi boyutumuzda zaman çizgimizde ilerleriz.Şekildeki gibi gelecekle aramızda bir duvar vardır.Ne olacağını bilemeyiz.Sadece geçmişi ve şimdiyi biliriz.Şeklin etrafınını kapsayan mavi halka ise İlahi Görüştür.Bizim zaman çizgimizin dışında geçmişi geleceği herşeyi gören bir göz gibi.Bütün yapacaklarımız kader defterimize yazılır biz zamanı geldiğinde kendi irademizle o olayları yaşarız

Kader 2′ye Ayrılır

Sordum Sarı Çiçeğe – Symphony Orchestra

Ramazanın birinci haftası şerefine şöyle güzel bir video vereyim. Sordum Sarı Çiçeğe ilahisini yabancı bir senfoni orkestrası yorumluyor. Çok hoş olmuş mutlaka izleyin derim

Düzeltme:Bu senfoniyi yabancılar yapmıyormuş. Çukurova Devlet Senfoni Orkestrası’nın eseriymiş. Ayrıca tenorunun ismi Fahri Önoğlu’ymuş.Yabancı yazdığım için özür dilerim

Dinimizin Direği Namaz

namazBu yazıyı namaz kılıyor olsanız da kılmıyor olsanız da mutlaka okuyunuz.Namaz dinimiz İslam’ın en önemli ibadetidir.İnsanlar tarafından pek önemsenmesede hayatımızda yapmamız gereken en önemli davranışımızdır.Müslümanım diyen herkesin gerçekleştirmesi gereken bir ibadettir.Namaz kılmayan bir insanın imanı kalbinde hissetmesi mümkün değildir.Namaz kul ile Rabbi arasında irtibat sağlayan ve iki cihazı birbirine bağlayan kablo gibidir.Kablosuz cihaz çalışmadığı gibi namaz kılmayan ruh karanlıkta kalır.Namazın önemini şu hadislerden anlayabiliriz

“Namazın dindeki yeri, başın vücuttaki yeri gibidir”

“Kıyamette kulun ilk sorguya çekileceği ibâdet, namazdır. Namazı düzgün ise, diğer amelleri kabul edilir. Namazı düzgün değilse, hiçbir ameli kabul edilmez.”

Hadis-i Şeriflerden de gördüğümüz gibi namaz kılmak çok önemlidir.Ahirette sorguya çekileceğimiz ilk husus namazdır.Günümüzde pek çok insan ‘Benim İçim Temiz’ bahanesiyle namaz kılmamakta.Bu ancak münafıklığın ve zayıf bir imanın göstergesidir.Zaten böyle söyleyen insanlar içki içmektende,günah işlemekten de geri durmazlar.İçleri nasıl temizse!.Ancak namaz insanları diğer günahları işlemekten de alıkoyar

Bir ayet-i kerîmenin anlamı şöyledir:
Ey Resulüm! Sana vahy olunan Kur’an ayetlerini güzelce oku ve namazı gereği üzere kıl. Gerçekten namaz, edeb ve namusa uygun olmayan şeylerden, çirkin görülen işlerden alıkor. Her halde Yüce Allah’ı zikretmek, her ibadetten daha büyüktür. Yüce Allah bütün yaptıklarınızı bilir.”