Geçenlerde hayatımdaki en güzel sanat sergisine gittim. Bu Haritasız isimli sergi gazetelerde falan da çıkmıştı görüşsünüzdür. Bilgi Üniversitesi’ne ait olan Santralistanbul’da olan sergi izleyicileri sadece eserleri incelemekten ziyade, bir katılımcı ve yaratıcı olmaya davet ediyor.
Öncelikle biraz Santralistanbul’dan bahsedeyim. Öyle güzel bir yer ki anlatamam. Küçük bir kasaba gibi. Otel’i var, restorantı var, sergisi var. Genelde yurtdışından gelen akademisyenler burada ağırlanıyormuş. Haritasız isimli sergi de öyle güzel bir şey ki anlatamam. İnsan saatlerin nasıl geçtiğini anlamıyor. Kısaca özetleyecek olursam teknolojinin sanatla buluşması + bu sanata izleyicilerin de dahil olmasıdır. Her sanat eseri izleyicilerin katkılarıyla çalışmakta
Aklımda kalanlardan örnek vereyim biraz. Örneğin karanlık oda diye bir şey var. Bir odaya giriyoruz. Zifiri karanlık ama karanlığın son noktası. Gözünü açıyosun kapatıyosun aynı. Simsiyah. Gözümüzün karanlığa alışması için yaklaşık olarak 10 dk boyunca o odada kalıyorsunuz (bu süre zarfında gözlerinizin kıymetini ve körlerin çektiği zorlukları anlıyorsunuz) . Sonra içi saf su dolu olan bir büyük tüpe yaklaşıyoruz. Oda hala karanlık tabi. O tüpe ses dalgaları veriyor. Suyun yaydığı sinyallerle karanlığın içinde rengarenk diktörtgenler, ışınlar, şekiller görüyoruz. Ama kesinlikle somut bir şey olarak algılayamıyor insan. Hayal gibi ama herkes aynı şeyi görüyor. Bundan başka son teknoloji ürünü bir robot kol var. Karşısına geçiyoruz. Resmimizi çekiyor ve portremizi çok başarılı bir şekilde çiziyor.
Merak edenler Facebook’daki Santralistanbul albümümü şuradan görebilir (herkese açık) . Sergi 16 Ağustos’a kadar devam ediyor. Gitmenizi tavsiye ederim. İddia ediyorum sizin de uzun süredir yaşadığınız en eğlenceli zamanlar olacak.