Dabbet-ül Arz ve İnternet

Merhabalar. Gelen e-mail’leri ve yorumları okuduğumda insanların “Dabbet-ül Arz” meselesini çok merak ettiklerini gördüm. Bu konu açıkçası benim de çok kafamı kurcalamaktaydı, fakat çok detaylı bilgiye sahip değildim. Yaklaşık bir haftadır bu konuyu araştırıp, üzerinde düşünüyordum. Bu yazıda, çıkarımlarımı sizinle paylaşacağım.

Öncelikle internetin nasıl bir şey olduğunu daha iyi anlayalım:

İnternet 1960′lı yıllarda Amerikan hükümeti tarafından, bilgisayarlar arasında veri transferi için oluşturulmuş bir protokoldür. Daha sonra Amerikan savunma bakanlığı ve Amerikan üniversiteleri kullanmaya başlamıştır.

Tabi bu işin masal kısmı. Televizyon, sinema gibi geniş kitlelere hitap eden araçların, geniş kitledeki insanları kontrol etmek amacıyla, Rockefeller ve Rothschild gibi ailelerin desteğiyle icat edildiğini düşününce (önceki yazıları okuyan bilir), internet teknolojisinin onlardan habersiz icat edilmiş olması imkansızdır. Bu luciferian aileler televizyon ve sinema gibi araçlarla geniş kitleleri aldatabiliyorlardı. Fakat daha geniş ve güçlü bir silaha ihtiyaçları vardı. Bu yüzden internet üzerinde çalışmalara başladılar.

Yıllar içinde internet çok gelişti. Bununla hem yeni bir ekonomi kolu açtılar, hem de insanlara istedikleri fikirleri empoze etmeye; porno ve müzik klipleriyle, ahlaki çöküntüye yol açmaya başladılar. Ancak işler, luciferianlar için planlandığı gibi gitmedi. Çünkü internet o kadar büyüdü ki, artık hükmedilemez bir organizmaya dönüştü.

İnsanlar açtıkları sitelerle, yüklediği videolarla dünyada yanlış giden olayları deşifre etmeye başladılar. O bütün dünyayı saran ağ sayesinde Japonya’da bir adamın keşfettiği sırrı, Türkiye’deki binlerce insana aktarabildi. Yani elit aileleler, kendi kazdıkları kuyuya düştü. Şu an internet olmasaydı, belki de hiçbirimiz dünyada “gerçekten” ne olup ne bittiğini bilmeyecekti. Ancak internet sayesinde, ben bir yazı yazıyorum, başkası bir video yüklüyor, insanlar tartışıyor, ve bu ailelerin kirli düzenleri ortaya çıkıyor.

İnternetin televizyondan farkı bu. Televizyonda karşımıza ne sunarlarsa, onu almak zorundayız. Medya sektörü de büyük ölçüde luciferian ailelerin elinde olduğundan halkı istedikleri gibi yönlendirebilmektedirler. Yani medyanın bi patronu vardır, o ne derse o olur. Ancak kimse internete tamamen hükmedemez. Kimse interneti yok edemez. Sadece bir bölümünü kısıtlayabilir. Bir siteyi kapatır, on tanesi açılır.

Jay Rockefeller internet konusunda hata yaptıklarını şöyle belirtiyor:

“Internet should have never existed” (İnternet asla var olmamalıydı)

videosu: http://www.youtube.com/watch?v=Ct9xzXUQLuY

Şimdi gelelim dabbet-ül arz meselesine. Ben dabbet-ül arz’ın, internet olduğunu düşünüyorum (tabi bu sadece benim teorim, ne olduğunu sadece Allah bilir)

 Dabbet-ül Arz

Dabbe, Arapçada ”canlı, hareket eden varlık, organizma” anlamına gelmektedir. Arz da gök demektir.

“Tehdit edildikleri şey başlarına geldiği zaman onlara yerden bir dâbbe çıkarırız da, insanların âyetlerimize kesin olarak inanmadıklarını kendilerine söyler.” (Neml-82)

Bu ayetten anlıyoruz ki Dabbet-ül Arz denen şey bir canlı. Peki canlılık nasıl olmaktadır. Örneğin bir bitkiyi ele alalım. Kıpırdayamaz, ancak içinde sürekli bir dolaşım, bir yenilenme, değişim söz konusudur. Yeni şeyler üretir, üretmek için tüketir. Bu yüzden bitkiye canlı deriz. O zaman internet de canlı bir organizma diyebiliriz. Sürekli değişen, çalışması için enerjiye ihtiyaç duyulan, insanlarla konuşan bir organizmadır.

“Yerden çıkma” tanımı da bilgisayarların topraktan çıkan maddelerle yapıldığının göstergesidir.

İnsanlara birşey söylemesi de, ekrandan okuduklarımızdır. Örneğin internetten bir konu hakkında arama yapıyoruz. İnternet onun bize ne olduğunu ekran aracılığıyla söylüyor. Gelecekten gelen düzeltme: Iphone 4s bildiğin konuşuyor

1) “Yüzü insan yüzüne benzer” (Kıyamet Alametleri, Medineli Allame Muhammed B. Resul Al-Huseyni El Berzenci, Pamuk Yayıncılık, s. 276)

Günümüzde bilgisayar (ve akıllı telefonlar) monitörleri tıpkı insanlar gibi hareket algılayıcı webcam, ses algılayıcı mikrofon ve karşısındakiyle iletişim kurmaya yarayan ekrandan oluşmaktadır. Yani insanın yüzünün niteliklerini taşımaktadır.

2) “Hiç kimse onun hızına yetişemez, hiç kimse ondan kurtulamaz.” (Kıyamet Alametleri, Medineli Allame Muhammed B. Resul Al-Huseyni El Berzenci, Pamuk Yayıncılık, s. 276)

İlk cümleden internetin ne kadar hızlı olduğunu, ikinci cümleden de internetin dünyanın heryerine gireceğini anlıyoruz. Günümüzde insanların büyük çoğunluğu internet kullanıcısıdır. İlerleyen yıllarda da bu oran artaracaktır.

3)“Dabbet-ül Arz’da her türlü renk mevcuttur… ” (Kıyamet Alametleri, Medineli Allame Muhammed B. Resul Al-Huseyni El Berzenci, Pamuk Yayıncılık, s. 276) ,

Günümüz bilgisayarlarında 16.8 milyon renk bulunmaktadır

4)“Gözü hınzır gözü gibi, kulağı fil kulağı gibi” (Kıyamet Alametleri, Medineli Allame Muhammed B. Resul Al-Huseyni El Berzenci, Pamuk Yayıncılık, s. 276)

Bildiğiniz gibi laptopların webcam kısmı öndedir ve küçük bir göz gibidir. Hınzır gözü tanımı bunu ifade etmektedir. Fil kulağı tamlaması da laptopların kapağını işaret etmektedir.

5)Yüksek sesle şöyle bağıracak: “İnsanlar artık ayetlerimize yürekten iman etmez oldular.” Sonra mümin ile kafiri damgalayacak (iman edenlerle inkar edenlerin tanınmasına vesile olacaktır). (Kıyamet Alametleri, Medineli Allame Muhammed B. Resul Al-Huseyni El Berzenci, Pamuk Yayıncılık, s. 277)

 

Şimdi burada işler biraz karışıyor. Müminlerle kafirleri damgalayacak. Bu damgalamayla, insanlar birbirinin neye inandığını görebilecek. Mesela düşünün. Bu dabbet-ül arz bir canavar olsaydı ve elinde kafir yazan mühürü alnımıza vursaydı. Etraftaki herkes korkudan bayılırdı ve iman etmeyen kimse kalmazdı herhalde. Bu seneryo bana mantıklı gelmiyor. Bu iş de internete bir işaret.

İnternetin icadından önce insanlar birbirini nasıl tanırdı. Muhabbet ederlerdi. Eğer mesele inanç kısmına gelirse görüşlerini belki belirtirlerdi, belki belirtmezlerdi. Nelerden hoşlanıp hoşlanmadığını ancak 5-6 aylık bir zamandan sonra öğrenebilirlerdi.

Ancak günümüzde öyle birşey icad oldu ki daha hiç tanımadığımız insanı bir bakışta inancından, sevdiği müziğe, tuttuğu takıma kadar öğrenebiliyoruz. Facebooktan bahsediyorum. İnsanların daha iyi tanınması için damgalanması şudur:

 

 

 

Mesela bu arkadaş koyu bir ateist. Beğendiği sayfalar, paylaştığı yazılar onun damgası. Biz bu insanla vakit geçermesek bile damgasına bakarak nasıl bir görüşe sahip olduğunu anlıyoruz.

 

 

 

Mesela bu kişi de Müslüman, Antifa siyasi görüşünü destekliyor. Tolstoy’dan esinleniyormuş. Yeterince açıkladım sanırım bu maddeyi.

6) “Doğuya yönelip haykıracak, bütün Doğulular sesini duyacak. Şam’a yönelip haykıracak, bütün Yemenliler sesini duyacak.” (Kıyamet Alametleri, Medineli Allame Muhammed B. Resul Al-Huseyni El Berzenci, Pamuk Yayıncılık, s. 277)

Burdan da ben Twitter’ı anladım. Mesela bir konu bölgesel olarak trend topic olunca, o bölgedekiler o olayı yaklaşık 2-3 dakika içinde öğreniyor. Bazı arkadaşlara saçma geliyordur. Bağıracak diyor, bunla ne alakası var diye. Arkadaşlar 1400 yıl önce “twitter gelecek trend topicleri bütün dünya duyacak” dense kim ne anlayabilirdi? Tabi ki genel tanımlar kullanılacak.

Sonuç

Büyük ihtimalle Dabbet-ül Arz denilen varlık, internetin ta kendisi. Eğer öyle olmasa bile internet insanlık için çok büyük bir nimet. Gerçekleri internet yoluyla geniş kitlelere ulaştırmak en büyük görevimiz. Çünkü aynı şekilde deccalin adamları da internetten Lady Gaga kliplerini, porno filmlerini, yalan haberleri yaymaya devam ediyor. Ancak yinede biz üstünüz. Çünkü internette anonimiz. Bizi engelleyemez. O yüzden savaşa devam.

 

 

 

 

 

9 Responses to Dabbet-ül Arz ve İnternet

  1. muhaber diyor ki:

    1- dabbet’ul arz, dermansız olacaktır. bir zamanlar, aids için de, d.a. diyorlardı. fakat şu an, aids aşısı çıkmak üzere.

    2- internet, hayr amaçlı da kullanılabilen bir şey. aynı televizyon gibi. eminim zamanında, televizyon için bile d.a diyenler çıkmıştır. ya da çıkmamıştır, pek emin değilim :S

    3- d.a dünya’nın artık son deminde çıkacakmış. bence dünya daha demini almadı. daha çok şey var demini alacak. mesela ölüm ve ihtiyarlık dışında her şey tedavi edilecek. daha kanseri, anadan doğma körlük vb var tedavi edilecek.

    4- f. gülen gibi bazı hocalar, sizin gibi d.arz’ın teknolojik bir şey olacağını da belirtiyorlar. hatta gülen hocaefendi’nin net için “boynuzlu şeytan” dediğini duydum.

    5- bence dabbet’ul arz, internet değil. ama ilerde olabilir :)

    saygılarımla.

  2. Hakikaten doğru bazı şeyler uyuşuyor. bu arada çok korktum bunu okurken…

  3. Anonim diyor ki:

    Hiçbir Canlı Sayılardan ve kodlardan oluşmuş değildir bu durumda bu tez çürütüldü

    • Mutlu diyor ki:

      genius

    • Selin diyor ki:

      İnsanlar içlerinde enerji barındıran karbon, hidrojen ve oksijen atomlarının birleşmesi ile oluşan hücrelerden oluşuyor.Bu hücrelerin düzenli bir sisteme girmesini sağlayan beyin sayesinde tek bir canlı gibi duruyoruz.Aslında biz, hareket eden canlı canlı hücreleri yöneten bir varlığız.Yani vücudumuz bir canlı topluluğunun birleşiminden başka bir şey değil.O hücrelerin de çekirdek denilen beyinleri var.Bize hizmet etmek üzere varlar. Hücrelerin yapı taşları olan bunun gibi enerji barındıran atomlardan oluşan her türlü hareket etmeyen varlık da aslında içinde canlılık barındırıyor.Çünkü açığa çıkmamış enerji deposular. Yani aslında dünya planeti bile kendi başına bir canlı. Biz de üzerinde yaşayan bakteriler gibiyiz.Bazıları da parazit gibi zarar veriyorlar dünyaya.Aslında olması gereken karşılıklı yarar alınan alışveriş.
      Yani aslında fendeki; hareket edenler ve dna taşıyanlar canlıdır tanımının ötesinde bir canlılık ,enerji söz konusu dünyada.Ve bu da internete fene göre cansız desek bile onun da bir enerji, bir canlılık içerdiğini söyleyebiliriz.

  4. sonsuz diyor ki:

    arkadaşlar ben size bu bilgiyi verirdim ama herkez ben çıkardım ben söyledim anlamını derdi gerçi bu sorun olmazdı asıl sorun dönüp dolaşıp bana ulaşılması… sadece şunu bilin arz ayette söylenmek anlamında kullanılıyor yani dabbenin çıkacağını söylemek fakat söylenilen bu dabbenin vaktinden biraz önce çıkması okuyun aynen öyle.. dabbenin tanımındaki yaratık kelimesi ise tanım yani birden karşınıza bir yaratık çıktığını düşünün ilk anda şaşırırsınız daha sonra bu yaratığın size zarar vermesinden veya sizi öldürmesinden korkarsınız daha sonrada kaçarsınız ölümden kaçarsınız…yani şaşırdığınız korktuğunuz daha sonrada kaçtığınız bişey ve bu şey yerden çıkıyor vede tanım itibariyle insanların bilmediği yani nereden nasıl ne zaman çıkacağını bilmediğiniz bişey bu işte bu dabbeyi arz eden yani bunun nerden ne zaman nasıl çıkacağını yani şiddetini söyleyen biri var anlamadığınız konu bu istanbulda bişey bekliyormusunuz… sakalı olan diyor yani arz eden söyleyen kişiden bahsediliyor insan yani…detayını veremiyorum elinizdeki kaynaklarda var verirsem olmaz zamanı geldiğinde öğreneceksiniz zaten acele etmeyin..

  5. pnr diyor ki:

    hakkında fikir sahibi olmadığımız konularda bana kalırsa yorum yapmak zann etmek yanlış.. burada yalnızca tahminlerden bahsediliyor.
    gerçeği tabiiki Allah bilir.dünyanın ömrü kıyamet saati vb bunları yalnızca Allah bilir. Efendimiz (s.a.v) dahi bu konular hakkında net bilgi vermemiş yalnızca yaklaştığında oluşacak alametlerden bahsetmiştir.
    bu gibi konuları tartışmak yerine bunun hakkında bilgi sahibi olarak önlem almak daha iyidir. ne yazıkki bu şekilde de bazı insanlarımız sürekli kandırılıyor… iyi niyetleri suistimal edilip korkutuluyor.
    bize düşen tedbir almaktır bence…

  6. bucho diyor ki:

    aga güzel yazmısında o gözü hınzır gözü gibi kulagı fil kulagı gibi burda laptop degil internetin herseyi anında görüp duymasıdır hiçbisi kaçmaz hersey vardır nette

  7. menekse diyor ki:

    Utku kardes, Arz yer degilmiydi? Yerden bir dabbe diye biliyorum ben ama? Neml suresinde öyle gecer. Ars gökyüzü yada gögün bir katmani arz da yer yüzü. Toprak. Ama internet oldugunu pek sanmiyorum. Ayrica illuminati kara büyü ilimlerine vakif oldugu icin ortaya ciktiginda insanlar sanirim olagan üstü seylere alismis olacaklardir. Kaldiki yillardir filmler araciligiyla subliminal sekilde tümümüz olagan üstü seylerle asilanmisiz. Örnegin, Harry Potter, Avatar, Charmed ve niceleri. Bu Dua nin gücüne inanan hic bir müslümana da ters gelmeyecektir cünkü Allah`in kudretinden emindir. Hem youtube da, kuantumfizik tanitimiyla maddenin ötesindeki gercekler vs gibi konularlada insanlik doga üstü alisilagelmisin disindaki seylere yavas yavas alistiriliyor. Anlayacagimiz, zakkum zehirini bize yillardir zaten bal kaymak, kevser surubu diye ha bire iciriyorlar.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>