Hakkında

Hayatta şuan yazılmaya değer pek birşey başaramadığımdan hakkında sayfası yazma olayına pek girmeyeyim dedim. Zaten kendimle ilgili çok bilgi vermem yaptığım işler açısından da sakıncalı. Ama yinede adettir. Biraz bilgi göz çıkarmaz

Kısa Özet

  • 1992 Adana’da doğdum. 6 aylıkken İstanbul’a taşındık. Kütük Manisa’da. Ama İstanbul şehrinden kopmayı hayal bile edemediğimden kendimi İstanbullu olarak görüyorum.
  • İlkokulu eve yakın biryerde okudum. Bu, hayatımda en olumlu şeylerden biri oldu. Çünkü bütün ilkokul arkadaşlarımla aynı mahalledeydik. İlkokuldan üniversiteye kadar bağlarımızın kopmamasının temel sebebi bu.
  • Daha sonra Florya T.E Anadolu Lisesini kazandım. Çevresiyle, binasıyla çok güzel bir okul. Lise hayatım da güzel geçti.
  • Şuan üniversiteyi İstanbul Bilgi Üniversitesi, Bilgisayar Mühendisliğinde okuyorum

Bilgisayar Tutkusu

7 yaşımdan beri hayatımda değişmeyen tek tutkum vardı: Bilgisayar. İlk bilgisayarı ben ilkokul 1′deyken almıştık. Cd girişi yoktu, kasa anahtarla falan çalıştırılıyordu. Bilgisayarla aşinalığım o zamandan başladı. 9 yaşımdayken ilk dial-up interneti bağlattık. 12 yaşımda evde artık Adsl vardı. Zaten bilgisayara ve internete olan tutkum artık özgürdü. O zamanlar da en büyük merakım Hackerlıktı. Bunun sebeplerinden biri, iki kuzenimin cehennem.com efsanesinin kurucularından olmalarıydı. Diğer sebebi küçükken izledim ‘Kod Adı Kılıçbalığı’ filmindeki Hackerın karizmasıydı.

Sonra zamanla internette araştırmalar yapmaya başladım. Bilgiye çok aç olduğum zamanlardı. İlk önce HTML dilini iyi bir şekilde öğrendim (hatta öğrendiğim adres de http://www.webdersleri.com ) Ufak tefek siteler yapıyordum. Daha sonra esas merakım olan hackingle ilgili makaleler okumaya başladım. Bütün gece hack sitelerinde sabahlayıp makale okuyor, video izliyordum. Kendime de ‘Janizary’ nickini seçtim (Dc Comics’in Janissary isimli karakterinden esinlendim biraz) Lise 1′de Visual Basic programlama diline hakim bir hale geldim. Program yazmaya başladım. Başkalarının programlarını kullanmak yerine, kendi hack programlarımı yazıp kullanıyordum. Hatta o zamanlar yazdığım, birkaç yıl sonra kaynak kodlarını açtığım floodtrooper programı dönemin ilk Http Bot’larından biriydi. Daha sonra ASP dilini öğrendim. Cyber-Warrior ve Ayyıldız (ikisine de lanet olsun) gibi hack gruplarında büyük hack olaylarına imza attım. Microsoft kore, yahoo taiwan, trendmicro gibi dünya devleri elimden geçti. 2007 yılında yaptığım trendmicro saldırısıyla ‘Dünya Güvenlik Tarihi’ listesine girmeyi başardım(onunla ilgili bilgiler Başarılarım başlığı altında) . Fakat sonra bu hack olayları yüzünden başım çok derde girmeye başladı. Küçük yaşta hapse girmekle karşı karşıya gelince aktif olarak hacking yapmayı bıraktım. Şuan Hackershop adlı sitede bütün dünyaya güvenlik programları satıyorum(projeler sayfasında detaylarını görebilirsiniz)

Din Merakı

Bilgisayardan sonra kendimi en bilgili gördüğüm konu din konusudur. Aslında ilkokuldan beri bu konuya merakım vardı. Klasik çocuk soruları Allah bizi yarattıysa Allah’ı kim yarattı falan. Orda tıkanırdım. Esas merakım 6. sınıftayken din kültürü öğretmenimin verdiği bilgiler sonrasında ortaya çıktı. Elimin altında internet de olduğundan sürekli araştırıyordum, okuyordum. Araştırdıkça kafamdaki sorular aydınlanıyordu. Dini kuralları ne derece uyguladığımdan bahsetmek saçma olacağı için bu kısmı kısa kesmek gerek. 12 yaşımdan 19 yaşıma kadar din konusunda tahminen “38 İslami, 4 Ateist, 8 Hristiyan, 2 Diğer Dinler ” kaynaklı kitap okudum. Kuran’ı 2 kez, İncil’i 1 kez türkçe olmak üzere okudum. Bununla birlikte sayısız makale, video, televizyon programı izledim. Yani din konusunda bilgime güveniyorum.

Şuanda da ‘Dinlerin Evrimi’ isimli bir yazı dizisi üzerinde çalışıyorum. Hristiyanlık ve İslam konusunda edindiğim bilgilerden, yaptığım karşılaştırmalardan sonra kafamda böyle bir teori geliştirdim. Araştırmalarımı tamamlayınca önümüzdeki aylarda bu yazı dizisini kapsamlı bir biçimde yazmayı planlıyorum.

Beşiktaş Çarşı

Hayatımdaki en temel ayrıntılardan biri de Beşiktaş’tır. Aslında Beşiktaşlı olma hikayem bir hayli ilginç. Bizim sülale 1-2 kişi hariç komple Beşiktaşlı bir aileydi. Ancak o 1-2 Beşiktaşlı olmayan kişi bizim aileye denk geldiğinden küçükken tuttuğum takım pek net değildi. Çocuk aklımla galatasaray ve Beşiktaş arasında gidip geliyordum. Daha sonra kuzenim İlker Sözdinler’in abim ve beni “Beşiktaşlı olmazsanız oyuncaklarımla oynatmam” tarzı baskılarıyla Beşiktaşlı oldum :)

Küçükken nadir de olsa abimle maçlara giderdik. Hiç unutmam ilk gittiğim maç 2-1 yenildiğimiz ankaragücü maçı (ilk 1-0 geriye düşmüştük tümer atmıştı 1-1 olmuştu sonra bizim kaleci aşırtma gol yemişti) . Daha sonra 100. yılda bir kaç maça gittik. Hatta o zamanlar ilk Beşiktaş formamı almıştım (kırmızı olan)

Lisenin ilk yılları futbola karşı sebepsiz bir soğuma yaşadım. Maçları falan takip etmez olmuştum. Çarşı hakkında da pek bir fikrim yoktu açıkçası. Ama daha sonra Çarşı’nın felsefesini okumaya, anlamaya başladıkça “bunlar tam benlik” şeklinde düşünmeye başladım. O zamanlar liseden arkadaşlarım Levent ve Emrehan’la ara ara maçlara gitmeye başladık. Zar zor bilet parası denkleştirip, kimi zaman okuldan kaçıp gidiyorduk. Beşiktaş ortamına yavaş yavaş ısınıyorduk. Sonra Öss senesi geldi çattı. Emrehan maçlara gelmeyi tamamen bırakmıştı. Levent de çok seyrek geliyordu. Ama bütün paramı neredeyse bilete yatırıp hiçbir maçı kaçırmamaya çalışıyordum. Zaten o zamanlar ruh sağlığım pek iyi değildi. İçimdeki boşluğu bu şekilde dolduruyordum.

Daha sonra “bu adamlar tam benlik mutlaka Çarşı’nın içinde ben de olmalıyım” tarzı düşünceler kafamda dönüp duruyordu. O sıralar Paok-Fenerbahçe maçı vardı. O vasıtayla Çarşı’nın kurucularından olan Deve Erol abiyle tanıştım. Daha sonra günler günleri kovaladı. Çarşı benim için artık bir hayat tarzı oldu.

Başarılar

Öyle çok fazla olmamakla birlikte

  • Fatih Koleji’nin düzenlediği satranç turnuvasında 2. oldum. Kaynak: yok üstünden kaç sene geçti